TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULDUĞU YILLARDA
ARNAVUTLUK CUMHURİYETİ İLE İLİŞKİLERİ (1920-1938)
Anila POLAT
ÖZET
Türk
ve Arnavutluk halkları yüzyıllar boyunca aynı yönetim altında beraber
yaşadılar. Ama Osmanlı Devleti’nin çöküşüyle bu milletler, kendi ulus devletlerini
kurdular. Bundan sonra da bu halklar arasındaki dostluk bağları devam etti. Bu
iki ülke, ilişkileri güçlendirmek amacıyla çalışmalar yaptı. 1920-1938
yıllarında Türkiye Arnavutluk ilişkileri iki kez kopukluğa uğradı. Bunu nedeni
de o zamanda dünyadaki ve Balkanlardaki siyasî durumdur. Bu kopukluklara rağmen
Arnavutluk ve Türkiye her zaman iki dost ülke olmuştur.
ABSTRACT
Turks
and Albanians lived together under the same government. After collapsing of
Ottoman State, these nations established their own states. Still, their
connection never ended. These two countries did a lot of things to make
stronger their relations. In the years between 1920-1938, the relations of
these two countries were broken off two times. The reason for this was that the
politicial situation was not good in Balkanians also in the world on that time.
Anahtar
Kelimeler: Arnavutluk, Türkiye, Ahmet Zogu, Atatürk.
Key
Words: Albania, Turkey, Ahmet Zogu, Atatürk.
Arnavutluk’un bilge ve aydın kişileri, Osmanlı Devleti’nden bağımsız
olma zamanının geldiğini inanmaktadırlar, aksi takdirde düşüşte olan bu devlet,
kendisiyle beraber Arnavutluk’u da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
bırakacaktır. Onlara göre en önemli adım Arnavut alfabesini oluşturmak ve
yaymaktır. Bu amaç ile yapılan yoğun çalışmalar yanında 1908-1912 yıllarında
Arnavutlular, bağımsız olabilmek için çabalarını artırdılar. Ancak aralarında
birlik-beraberlik olmadığı için bu bağımsızlık girişimleri başarısızlığa uğradı.
En geniş çaplı isyan ise 1911 yıllında oldu. Osmanlı yönetimi bu isyanı bastırmak
üzere düzenlenen harekâtta Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın yanında
Mustafa Kemal’i görevlendirdi. Daha sonra Mustafa Kemal 15 Ocak 1911’de bu
görevden alınarak başka bir yerde tayın edildi. Mustafa Kemal’in buradaki
görevi 8 ay kadar sürmüştür.
1912 yıllında bağımsızlık harekâtının başarıyla sonuçlanabilmesi için
Arnavutluk’ta gereken birlik ve yardım neredeyse sağlanmıştı. Mayısta yeni bir
isyan başladı. Bu isyan çok kısa sürede bütün Arnavut bölgelerine yayıldı. Osmanlı
Devleti’nin ordusuyla birçok çatışma ve bu devletin yetkilileriyle yapılan
birçok görüşmelerin sonunda 28 Kasım 1912 tarihinde Vlora’da bağısızlık ilan
edildi. Bu ilandan sonra yapılan meclis toplantısında meclis başkanı seçilen
İsmail Kêmal Bey, yaptığı konuşmada Arnavutluk’un, Osmanlı yönetiminin
altındaki geçmişinden bahsetti. Balkanlarda oluşan bu durumda (Balkan
Savaşları) Arnavutluk’un tek çaresinin bağımsızlığını ilan etmek olduğunu vurguladı.
Arnavutluk’un Osmanlı İmparatorluğundan bağımsız olması iki ülke
arasındaki asırlarca süren dostluğun kesilmesi anlamına gelmiyordu. Ama 1914
yılında 1. Dünya Savaşının başlamasıyla Osmanlı Devleti Arnavutluk’tan çok
fazla haber almamaktaydı. Ancak 1920’li yıllarda Arnavutluk ile Türkiye
arasında diplomatik ilişkiler uygun ve gerekli koşullar temelinde kuruldu.
Diplomatik ilişkileri geliştirmek amacıyla Arnavutluk-Türkiye görüşmeleri,
Arnavutluk tarafının ifade ettiği dilekten ve Türk hükümetinin davetinden sonra
başladı. Bu sırada İtalyan ve Sırp müdahalelerine karşı Arnavutluk’un tutumu
sayesinde demokratikleşme yolunda ilerlemeye devam edildi.
1921 yılında Selahattin Shkoza, Türkiye’deki ticari uğraşısını
bırakarak Arnavutluk’a döndü. Aynı tarihte Osmanlı Devleti Arnavutluk
Cumhuriyeti’ni resmen tanıdı. Arnavutluk kaynakları, Selahattin (Selaudin)
Shkoza’nın Atatürk’ün tavsiyesinin üzerine Arnavutluk’a döndüğünü
söylemektedirler. Amacı Arnavut ordusunu yönetmekti ve Savunma Bakanı oldu.
Ordunun düzenini sağlamak amacıyla önemli kanunlar düzenledi. Selahattin Shkoza
Arnavutluk’a gitmeden önce Mustafa Kemal
Paşa ile yazışmalar yapmıştır. Bu yazışmalardan Mustafa Kemal Paşanın Shkoza’ya
yazdığı cevabî mektup şöyledir:
Antalya’da Ticaretle Meşgul
Emekli Erkânıharp Miralayı Selahaddin Bey’e
Büyük Millet Meclisi hükümeti
Selahattin Bey’in Arnavutluk Harbiye Nezareti’ne seçilmesinden fevkalade memnun
olmuştur.
Arnavutluk hakkında uzun
zamanlardan beri sağlam malumat alınamadığından, bu konuda Ankara hükümetinin
beyan edebileceği görüşler ve ortaya koyabileceği arzular ancak pek genel
bahislerle sınırlı kalabilir.
Bu cümleden olmak üzere
temennilerimiz aşağıda beyan olunur.
Evvelen: Arnavutluk’u tehdit
eden İslav, Rum ve İtalyan düşmanlarından kendisi için en az tehlikeli olanı
İtalyanlar olduğundan, diğerlerine mukavemet etmek için onlara dayanmak lüzumu.
İkinci olarak: Arnavut milleti
arasında barışın teessüsüne gayret etmek ve din ve hurufat meseleleri gibi
meseleleri de şimdilik bertaraf etmek.
Üçüncü olarak: Gerek Ankara
hükümeti gerekse İslam âlemi ile Arnavutluk’un manevi bağlarını takviye etmek
ve bütün İslam milletleri arasında kurulması elzem ve hepsinin kurtarılmasını
sağlayacak olan dayanışmanın teminine çalışılması.
Bu maksatla Ankara’ya bir
temsilci gönderip daima temasın muhafaza ve aynı zamanda Berlin’de bulunan
Talât Paşa ile devamlı haberleşilmesi.
İşbu haberleşmeler temin
edildikten sonra ortak hareketimizin ne dereceye kadar mümkün olacağı ve bunun
ne gibi faydalar vereceği anlaşılacaktır. 9.12.1336 (1920)[1]
Bu sırada kamuoyunun baskısıyla Arnavutluk hükümeti Ankara hükümetiyle
anlaşmalar yapmaya zorlandı. Öbür taraftan Mustafa Kemal 1 Mart 1922 günü
TBMM’nin 3. oturumu açılışında yaptığı konuşmada Arnavutluk halkının özgürlük
ve demokrasi mücadelesi ile ilgili Türk halkının tutumunu belirterek, Arnavutluk’un
güçleneceği ümidiyle, Arnavutluk ile ilişkilerini düzeltme isteğini dile
getirdi. Bu konuşması henüz Cumhuriyetin ilan edilmediği Kurtuluş Savaşı’nın
yeni sona erdiği bir döneme rastlamaktadır. Konuşması şöyledir:
“Arnavutluk Hükümetine gelince: Bu İslâm
hükümeti halkı ile yüzyıllarca beraber yaşadık. Uzun süre kendileriyle
hayatımızı birleştik ve alın yazılarımız bir idi. Aynı dinden olan bu halk ve
hükümetin varlığını koruması ve mutluluğunu sağlaması için bize bağlı olduğu
gerçeğini anlaması gerekir. Bu günkü güç durumlarının doğuracağı acıklı zorunlu
hallerden kurtulmaları için önemler alınacaktır. Bunu kuvvetle ümit ederim.”[2]
Uzun
süren görüşmelerin sonunda Arnavutluk-Türkiye diplomatik ilişkileri kuruldu.
1923 Aralığı başında İstanbul’da üç anlaşma imzalandı: “Dostluk Anlaşması” diye
adlandıran Diplomatik İlişkiler Kurma Anlaşması, Konsolosluk Anlaşması ve
Yurttaşlık Anlaşması. Ama son anlaşma Türkiye’de oturan Arnavutların yurttaşlığı
sorununa ilişkin ortaya çıkan görüş ayrılıkları sebebi ile daha büyük sorunlara
yol açmamak için iptal edildi. Bütün bu gelişmeler İstanbul’da “Paqja” (Barış)
ve “E drejta” (Doğruluk) gazeteleri sayesinde geniş halk kitlelerine
bildirildi.

Arnavutluk Heyeti
Arnavut Sefirinin Türkiye’nin merkezi olan Ankara’ya
gönderileceğini söylüyor.
Şehrimizde
bulunan Arnavutluk heyeti Reisi Arnavut meclis-i Mebusanreisi Eşref, hariciye
nezaketi katip-i umumisi Cafer ve şehrimizde Arnavutluk pasaport müdürü
sıfatıyla bulunan Nezir Bey’lerle dün bşr muhabirimiz görüşmüştür. 3 Arnavut
ricali muhamuhareremizin muhterif suallerine aşağıdaki cevapları vermişlerdir.
1-Perşembe
günü Ankara’ya gidiyoruz. Orada 10 gün zarfında işlerimizi bitireceğimizi ümit
ediyoruz. Türkiye şimdiye kadar yeni Arnavut Hükümetini tastik etmemiştir.
Maksadımız evvela hükümetinizi Türkeye’nin tastik etmesi conra müünasebat-ı
siyasini iadesinin tesisini ve nihayettarafeynin yek-diğeri nezdinde sefir
tayin eylemesidir. Bu husustaki mesayimizin mashar-ı teshilaat olacağını ümüt
ediyoruz. Türkiye Hükümeti nezdine tain edeceğimiz Arnavut sefirinin Ankara’da
mı yoksa İstanbul’da mı ikamet edeceğini soruyorsunuz. Şüphesiz Türkiye’nin
merkezi neredeyse orada. ...[3]
Arnavutluk’ta 1924 yılında demokratik devrimin başlatılmasıyla yapılan
Arnavutluk-Türkiye anlaşmaları, Ahmet Zogu 1 Şubat 1925 cumhurbaşkanı olarak
seçildikten sonra da onaylandı ve 19 Nisan 1925 tarihinde Atatürk’e şu mektubu
yazdı:
“Reisicumuhur Hazretleri,
Milletlerimiz arasında ravabıtı
muhadenet ve meveddetin yeniden tesisini temin eden Muahedenamenin tarafeyn
Mecâlisince mütekabilen tasdik edilmesi üzere muamelâtı mütemmimesinin ifası
için Hükûmeti Cumhuriyemiz tarafından Ankara’ya sureti masusada bir Komisyon
izam olunmuştur.
Bu kıymetli fırsattan
bilistifade Büyük Türk Milletinin saadet ve ikbali hakkındaki temenniyatı
kalbiye ve samimemin arz ve ilblâğını muhtevi olan işbu arîzayı takdim eylemeği
ve muazzam bir ketbei şan ve şerefle muhat olan Zatı Samilerini selâmlamağı
fâtihai münâsebatı Hayriye olmak üsere mesud bir vesile addeyledim.
Milletlerimizi yakın bir mazide
müştereken mütehassis eden revabıtı tarihiye âti için de emin vasıtsi
muhadenent ve müsâkemet olacağını kaviyyen ünit ederim.
Bu itminan ile meşhûn olduğum
halde Zatı Sami Riyasepenahileri hakında perverde eylediğim ihtisâsâtı
tâzmikâranenin lütfen karîni kabul olması istirhamile şerefyâb olurum.”[4]
Mustafa Kemal Paşa 28 Temmuz 1925’te Arnavutluk’taki Türk
Büyükelçisine Arnavutluk cumhurbaşkanına iletilmek üzere verdiği güven mektubunda
şöyle demiştir: “Tarihi hayli uzun
devrelerinde birçok sahalarda teşriki mukadderat eylemiş olan iki millet
arasındaki dostluk revabıtını teşyid suretiyle iki memleketin menafine hizmet
ve iki dost millet arasında sıkı bir teşriki mesai devresi kürşad etmek
hususunda vaki olacak mesainizin benim ve hükümeti cumhuriyenin muavenetine
mashar olacağına emin olabilirsiniz.[5]
13 Mart 1926’da Atatürk Ankara’daki ilk Arnavutluk Büyükelçisini kabul
etti. 1 Kasım 1926’da Türkiye Büyük Millet Meclisi ikinci yasama dönemi
dördüncü oturumunda yaptığı açılış konuşmasında, bu iki halkın iletişimin
gelişmesi gerektiğini ve karşılıklı olarak destek sağlanmasının önemini
belirtti.
Arnavutluk’un cumhurbaşkanı olan Ahmet Zogu’nun izlediği politika ile
22 Kasım 1927’de İtalya ile karşılıklı güven antlaşması yapıldı ve kısa bir
süre sonra anlaşma siyasi ittifak şekline dönüştürüldü. Daha sonra bu anlaşmaya
dayanarak ve dış politikanın etkisiyle 1 Eylül 1928 tarihinde kendisini Ahmet
Zogu kral ilan etti. Arnavutluk, kralın yanı sıra bir meclisin de bulunduğu
meşrutiyet rejimi ile yönetilmeye başlandı. Bu olay, Tiran Büyükelçiliği
tarafından şu mektupla Ankara’ya bildirildi:
“Meclis-i Mebusan bu sabah saat
9:15 de Krallık ilân ve Reisicumhur Ahmed Zogu’yu Arnavudlar Kralı Birinci Zogu
ünvanile Kral intihap etmiştir. Hariçte, Arnavutluk Kralı denilmesi melhuzdur.
Kralın validesi Ana Kraliçe ve kardeşleri ise Prens ve Prenses ünvanlarını
alacaklardır. Kralın bugün badezzuhur beşte Mecliste resmi tahlifi icra
edilecektir. Şeyhüssüferanın riyasetinde içtima etmiş olan Heyeti Süfera
Hariciye Nazırının sureti gayri resmiyede şifahen vaki olan davetinin kabul
olmasına ve işbu merasimde jaket ve yüksek şapka giyilerek nim resmî surette
hazır bulunmasına karar vermiş ve işbu kararı Fransa, inglitere ve küçük İtilâf
süferası tasvip etmişlerdir. Heyeti süferaca ittihaz edilen işbu karara
tevfikan hareket edeceğim arzolunur efendim.”[6]
Musolini’nin bu değişikliği diğer uluslara tanıtmak amacıyla yaptığı
yoğun çalışmalar sayesinde İtalya dahil olmak üzere birçok ülke yeni
meşrutiyeti ve kralı tanıdı. Bütün Avrupa ülkeleri meşrutuyeti tanırken Mustafa
Kemal’in cumhuriyetçi Türkiye’si tanımadı.
Kimi İngiliz gazeteleri, Gazi Mustafa Kemal’in, Ahmet Zogu gibi cumhur
başbakanlığından vazgeçip krallığını ilan edeceğini yazmışlardır. Gazetelerde
görülen haber şöyleydi:
“The Daily Telegraph, 01.09.1928”
KING KEMAL?
AN
He has received numerous petitions urging him
to transform
“
KEMAL TO FOLLOW SUIT?
A message from
Mustafa Kemal yeni Arnavut meşrutiyeti ile ilgili olumsuz tutumunu
temkinli bir biçimde ifade etti ve 3 Ekim 1928 tarihinde Tiran elçisine
aşağıdaki mektubu yazarak geri çağırdı:
“Reisicumhur Hazretleri avdet
etti. Arnavutluk’ta vukubulan şekli hükümet tebeddülü hakkında maruzatta
bulundum. Bu büyük hadisenin hudûsundan mukaddem Arnavutluk Hükûmeti tarafından
bize kâfi mulümat verilmemişti. Hattâ İstanbul’da kendisile veda ettiğim
Arnavutluk Sefirinden tarafınızdan vaki olan iş’ar üzerine keyfiyeti sorduğum
zaman henüz böyle bir şeyden haberi olmadığını söylemişti. İşbu vaziyet muvacehesinde
Reisicumhur Hazretlerine bütün maceradan kâfi derecede malûmat arzedebilmek
için Zâtıâlilerinin buraya gelmelerine ihtiyaç vardır. Arnavutluk Hükûmetine
tarafınızdan Ankara’ya gelmek için mezuniyet istediğinizde ve bundaki
maksadınız da hâdisatı âhire hakkında şifahen maruzatta bulunarak iki
Hükûmetmünâsebatının tâcili tansimini istihdaf ettiğinizden münâsip göreceğiniz
şekilde behsederek ve hattâ İlyas Beyefendinin kâğıtların (? Arkasına) size bu
babta vukubulan teellümat ve tessüratından mütehassis olarak böyle bir seyahate
karar vermiş olduğunuz dahi faideli mütalea buyurulursa ilâve ederek buraya
gelmenizi rica ederim.”[8]
Mustafa Kemal Arnavutluk’ta yeni rejimi asla tanımayacağını
kararlılıkla açıkladı ve bu rejimi Ahmed Zogu’nun Arnavut ulusuna ihaneti
olarak değerlendirdi. Türk basını da Mustafa Kemal’in tutumunu destekledi. Türk
basını Zogu’yu kral olarak tanımayıp Ahmet Bey diye nitelemeye devam etti. Bu
yüzden Zogu hükümeti, Türk gazetecilerinin Arnavutluk’a girmesini yasakladı.
Ahmed Zogu, Mustafa Kemal’in kendisini kral olarak tanımamakta ısrar
etmesiyle karşı karşıya kalınca, Ankara’daki Büyükelçisini geri çağırdı ve
neden olarak da mali güçlükleri gösterdi. Arnavutluk Büyükelçiliğini, daha
sonra da İstanbul’daki Konsolosluğu
kapattı. Türkiye’deki Arnavut vatandaşların hak ve çıkarlarının
korunmasını İtalya devletine emanet etti. Öte yandan yurt dışında yaşayan
Arnavut cumhuriyet taraftarları Atatürk’ü destekleyerek tutumu için tebrik
telgrafları gönderdiler. Bu duruma karşı Kral Ahmet Zogu’nun düzenlediği bir
mahkemede tebrik mesajları yollayanlar gıyaben idam cezasına çarptırdılar. Bu
karar Arnavutluk hükümetinin Resmi Gazetesinde şöyle yayımlandı:
“Arnavutluk Hükûmeti “RESMİ
GAZETESİ”nin 16 Temmuz 1929 tarih ve 38 numaralı nushasından: Tirandaki Siyasi
mahkemenin “kararı”
“Kral
birinci ZOG Hazretleri Namına”
Evrak-ı mütaalikasi mütâlaa ve
tetkik olunduktan sonra mesele tezekkür edildi:
Müddeiumumilik makâmı: Türkiye
Reisi Cumhuru MUSTAFA KEMAL Paşa Hazretlerine keşide edilip metni Sarayevoda
münteşir “Veçerna Posta” gazetesinin 2206 numara ve 31/10/1928 tarihili
nüshasında intişar eden telgraf münderecatına, maznunların firarda olmalarına
ve evrak-ı sâireye müsteniden maznun Recep Şala, Nikol Ivanay ve Yusuf
Lohyanin, meclisi müessesan tarfından müttehiz karar mucibince teessüs eden
şek-li hükûmeti tagyir maksadıyla gizli ve gayri milli bir cemiyet teşkil
etmelerinden dolayı mücrim sıfatıyla tecziyelerini talep etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti reisi
MUSTAFA KEMAL Hazretlerine keşide edilip metni mezkûr “Veçerna Posta”
gazetesinde münderiç olan telgrafın mali şöyledir:
Arnavut
firarileri Kemal Paşa’yı selamlıyorlar
Ankara, 31 teşrinievvel 928. –
Türkiye Cumhuriyeti Reisi Kemal Paşa, Avrupa’da bulunan Arnavut firarilerinden
radyo vasıtasıyla dün şu tebrik telgrafını almışlardır:
“Ahmet Zogu’nun vassal Arnavutluk kıralı
olarak tanınmamasından ve bunun cumhuriyet haini tavsif edilmesinden dolayı
kalbimizde duyduğumuz hissiyatı minnettaraneyi zati devletlerine iblağ ve bu
gasib-i iskata karar vermiş olan Arnavut milleti namına ayrıca arz-ı şükran ve tebrikat ve bazı devletlerin Arnavutluk’un
dahili umuruna müdahalelerinden dolayı da protesto eyleriz.
Arnavutluk
milli cemiyeti namına:
Cumhuriyet
Partisi Şefi: NİKOL IVANAY
Esbak
nazir: RECEP ŞALA
Yüzbaşı: YUSUF LOHYA
Binaenaleyh, cereyan eden
muhakeme ve tahkimattan, Türkiye Cumhuriyeti Reisi MUSTAFA KEMAL Hazretlerine
çekilen telgraftan ve evraki sâireden maznun firari Kol Ivanay, Recep Şala ve
İşkodralı Yusuf Lohya’nın şekli hükûmeti tagyir maksadiyle gizli ve gayri milli
bir cemiyet teşkil ettikleri tahakkuk etmiştir.
Delâil ve evra-ı mezkûre heyeti
hakîmenin vicdanına kanaat getirecek mahiyette olduğundan müddei umumilik
makamının muvafık görülen iddiası mucibince maznunların cinayetle
mücrimiyetlerine karar verildikten sonra ceza tehdidi meselesi tezekkür edildi:
Maznunların ef’ali cetaimi
siyasiye kanun-ı cezaisinin dördüncü maddesine temas ettiğinden madde-yi
mezkûre ve mallarının müsaderesine ekseriyetle karar verildi.
Tiran, 11 Haziran
1929[9]
Türkiye ile Arnavutluk arasındaki gerginlik basına de yansıdı.
Durres’ta (Draç) çıkan “Shekulli i ri” (Yeni Yüzyıl) gazetesi Atatürk’ün “Gazi
Mustafa Kemal tarafından nutuk, Ankara
Faşist diplomasinin ve şahsen Mussolini’nin Türk hükümetinin Kral
Zogu’yu tanıması için yaptıkları girişimler bile, Mustafa Kemal’in kararlı
tutumu karşısında başarısızlığa uğradı. Türk-Arnavutluk ilişkilerindeki
gerginlik üç yıl kadar sürdü. 20 Ekim 1931’de yapılan İstanbul’daki İkinci
Balkan Konferansı’na Arnavutluk’tan bir heyet katıldı. Arnavutluk heyeti Türk
yetkilileri tarafından kabul edildi; ilişkileri düzeltme olanakları görüşüldü.
Konferans nedeniyle Mustafa Kemal, Zogu dahil olmak üzere bütün Balkan devlet
başkanlarına kutlama telgrafları yolladı. Zogu’ya da kral sıfatıyla hitabetti.
Zogu hükümeti de bundan memnun olup bunu kralcı rejimin ve Kral Zogu’nun tam
tanınması olarak kabul etti.
1930’lu yıllarda Lozan Antlaşması çözülemeyen ve ertelenen birçok
sorunun çözümü ve yaklaşan muhtemel savaştan kaçınma Türkiye için dış
politikanın öncelikli konusu olmuştur. Dolayısıyla Ankara’daki Arnavutluk
elçiliği açıldı. Arnavut hükümeti tarafından öğrenimini Türkiye’de yapmış, Türk
ordusunda görev almış Cavit Leskoviku elçi olarak atandı. Mustafa Kemal’in 14
Mayıs 1933 günü Çankaya’da yeni Arnavutluk Büyükelçisini kabul ederek Arnavutluk’la
ilişkilerin tekrar geliştirmesi gerektiğini açıkladı. Ve bunun üzerine Atatürk
kendisini 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında kutlayan Zogu’ya Arnavutluk’un
bağımsızlık günü olan 28 Kasım 1933’te kutlama mesajı gönderdi.
9 Şubat 1934 tarihinde sınırları korumak ve barışı sağlamak amacıyla
Balkan ülkeleri arasında Balkan Paktı imzalandı. Pakt Türkiye, Yunanistan,
Yugoslavya ve Romanya arasında yapılırken, Arnavutluk ve Bulgaristan
revizyonist gayeleri yüzünden burada yer almadı. Bu pakt imzaladıktan hemen sonra
Atatürk’ün genel sekreteri Ruşen Eşref (Ünaydın) Türkiye’nin Tiran
Büyükelçiliğine atandı. Ruşen Eşref 2 Nisan 1934’te Ankara’dan yola çıktı ve 8
Nisan’da Draç limanında karşılandı, 15 Nisan 1934’te ise güven mektubunu Kral
Zogu’ya sundu.
Arnavutluk Kralı Ahmet Zogu, İtalya’ya karşı olan yüklü borçlar
yüzünden ister istemez bu ülkenin siyaset çizgisini takip etmek zorunda
kalıyordu. Dolayısıyla Türkiye ile olan ilişkiler çok fazla gelişmedi. Üstelik
1936 yılında. Zogu’nun kız kardeşi Prenses Saniye Sultan 2. Abdülhamit’in oğlu
Prens Abid ile evlendi. Türk hükümeti, bu evlenmeye karşı olumsuz tutum
takındı. O dönemin Türk Büyükelçisi olan ünlü yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu
düğün törenine katılmadı ve daha sonra Türkiye Dış İşleri Bakanlığından aldığı emirle
Tiran’dan ayrıldı. Büyükelçiliğin evlilik ile ilgili davranışı Türk kamuoyuna
duyurulmadı. Zogu hükümetinin dışişleri bakanı ise Büyükelçinin Tiran’dan
ayrılışının Arnavutluk halkında çok kötü bir izlenim uyandırdığını belirtti.
1936’da Zogu rejimi mali güçlükleri neden göstererek bir kere daha Ankara
Büyükelçiliğini kapattı.
Ahmet Zogu’nun siyasetine karşı Atatürk’ün takındığı doğru ve ilkeli
tutum nedeniyle Türkiye-Arnavutluk ilişkileri, normal olarak gelişmedi. Yukarıda gösterdiğimiz belgelerden de anlaşılacağı
gibi Türkiye Cumhuriyeti ve Arnavutluk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin
Atatürk döneminde zaman zaman kesintiye uğramasının sebebi iki ülkenin ulusal
çıkarları değildir. Atatürk’ün de Türkiye Büyük Millet Meclisinde söylediği
gibi iki ülkenin ulusal çıkarları birbirleriyle işbirliğine dayanmaktadır.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti yeni bir cumhuriyettir. Cumhuriyet
fikrinin halk arasında yaygınlaşmasını
ve benimsenmesini istemektedir. Arnavutluk’ta Cumhuriyetten krallığa
geçiş karşısında kendi siyasal tutumunu belirlemek durumunda kalmıştır. Türk ve
Arnavut halkları arasındaki yüzlerce yıllık beraberlik sebebiyle iki ülkede
ortaya çıkan gelişmeler birbirini doğal olarak etkilemiştir. Cumhuriyet
fikrinin Arnavutluk’ta çok fazla taraftarının bulunması da Krallık için siyasi
bir tehdittir. İlişkilerin gerginleşmesinin sebebi yalnızca ülkelerin siyasi
yapılarındaki farklılıklardan kaynaklanmıştır.
Diğer yandan Arnavutluk Kralının Mussolini ile iyi ilişkileri, aynı
yıllarda Mussolini ile Atatürk arasındaki gerginlik de bu ilişkilerin zaman
zaman kesintiye uğramasına sebep olmuştur. Çünkü bilindiği gibi Mussolini aynı
yıllarda Türkiye’den toprak talebinde bulunan konuşmalar yapmış ve Türkiye
Mussolini’yi protesto etmişti.
DİPNOTLAR
[1] ACAROĞLU M. Türker vd., Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 10, s. 149 Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003.
[2] ACAROĞLU M. Türker vd., Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 12, s. 289, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003.
[3]
SHPUZA Gazmend, “Atatürk ve Arnavutluk-Türkiye İlişkileri”, Atatürk Yolu Dergisi, Ankara,
[4] ŞİMŞİR, Bilal M., Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, C. 1, İstanbul, 1993, s. 284.
[5] ŞİMŞİR, Bilal M., Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, C. 1, İstanbul, 1993, s. 292.
[6] ŞİMŞİR, Bilal M., Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, C. 1, İstanbul, 1993, s. 292-293.
[7] ŞİMŞİR, Bilal M., Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, C. 1, İstanbul, 1993, s. 293.
[8] ŞİMŞİR, Bilal M., Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, C. 1, İstanbul, 1993, s. 296.
[9] ŞİMŞİR, Bilal M., Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, C. 1, İstanbul, 1993, s. 302-303.